Gelecekte En Fazla Potansiyele Sahip Tıbbi Uzmanlık Dalları
Yapay zeka, giyilebilir sensörler, sanal gerçeklik – bu teknolojiler, hastaların ve doktorların sağlık hizmetlerini algılama biçimini tamamen değiştiriyor. Silikon Vadisi yatırımcısı Vinod Khosla bir keresinde teknolojinin gelecekte doktorların yüzde 80’inin yerini alacağını, çünkü makinelerin ortalama bir doktordan daha doğru, objektif ve ucuz olacağını söylemişti. Sonunda doktorlara hiç ihtiyacımız kalmayacağını da eklemişti.
Ben buna katılmıyorum. Dijital sağlık ve yapay zekanın hekimlik üzerinde şimdiden büyük bir etkisi olsa da, hangi tür görevleri üstlendiklerine odaklanmak gerekiyor. Çoğu hekimin yapmaktan nefret ettiği, tekrarlayan ve monoton görevi vardır. Hatta mesaisinin belki yarısını bu işlere harcar. Dijital sağlık çözümleri bunları daha iyi, daha hızlı ve daha ucuz yapabilir. Bu görevler genellikle herhangi bir yaratıcılık veya empati gerektirmez.
Yine de sağlık hizmetleri, bir girdinin istenen çıktıya vardığı doğrusal bir süreç değildir. Hekimlerin yaratıcılığına ve benzersiz problem çözme becerilerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Bunlar, hiçbir dijital sağlık cihazının veya yazılımının yerini alamayacağı becerilerdir.
Dolayısıyla, dijital teknolojinin sağlık hizmetlerine girme süreci, sadece yapay zeka veya robotiğin işleri devralacağını söylemekten daha karmaşıktır. Diğer yenilik alanlarında olduğu gibi, daha fazla etkilenecek uzmanlık alanları veya işler olacaktır. Aynı zamanda, diğerlerinden daha fazla gelişecek uzmanlık dalları da olacaktır. Bu yazıda, teknolojik devrimden faydalanacak tıbbi uzmanlıkları listelemeye çalıştım.

1. Aile Hekimliği
Pek çok hekim insanların hayatında uzun vadeli bir etki yaratmak için bu uzmanlığı seçiyor. Ve bu doğru: Aile hekimleri hastalarından büyük bir güven görürler. Ancak, birini sadece hastalandığında görmek, hastalıkları önlemeyi ve kişinin iyiliğini sağlamayı zorlaştırıyor. Aile Sağlığı Merkezlerinde bekleme salonları aşırı kalabalık olduğunda bunu yapmak daha da zorlaşıyor. Bu durumlarda, aile hekimlerinin hastalığı teşhis etmek, bir tedavi tasarlamak ve sağlık tavsiyesi vermek için sadece birkaç dakikası oluyor.
Bununla birlikte, dijital stetoskoplar, cep boyu EKG’ler ve taşınabilir ultrasonlara kadar, bir aile hekiminin çantasında taşıyabileceği tanı potansiyeli bugünlerde şaşırtıcı boyutlara geldi. Yaşamsal belirtiler bozulduğunda onları uyaran, hekime veri akışı sağlayan giyilebilir sensörler ve cihazlar, hastaları hakkında gerekli tüm verileri sunma potansiyeline sahip. Böylece aile hekimleri, hastalarının sağlık verilerini anlık ve uzaktan gözlemleyebilecekler. Böylece, merkeze başvurmasını beklemeden basit tedavi tavsiyeleri vermeleri mümkün hale gelecektir. Ayrıca bu durum, aile hekimlerinin her bir hastayı tedavi etmek ve onlara tavsiyelerde bulunmak için sahip olduğu süreyi artıracaktır. Bu, güven inşa edecek ve hastaların doktorun tavsiyesine göre hareket etmesini sağlayacaktır. Dahası, akıllı algoritmalar aile hekimlerinin nadir hastalıklar konusunda uzman tavsiyelerinden yararlanabilmesini ve diğer tıbbi uzmanlıklara yönlendirici görevini de verimlileştirecektir.
Giyilebilir cihazların ve dijital sağlık teknolojilerinin yaygın kullanımı sayesinde aile hekimliği pratiğinin henüz pek göz önünde olmayan yaşam tarzı tıbbının da yaygınlaşması beklenebilir. Açıkça söylemek gerekirse, yaşam tarzı tıbbı önleme ve eğitime odaklanarak hastaların mümkün olduğunca uzun süre sağlıklı yaşamalarına ve yaşlanmalarına yardımcı olur.
Dijital sağlık asistanları ve tıbbi sohbet robotları (chatbotlar) da aile hekimlerinin yükünü önemli ölçüde hafifletebilir. Gelecekte hastalar sağlıkları hakkında, belirli ilaçlar hakkında daha basit sorular için chatbotlara başvurabilir veya idari işlerini yönetebilirler. Bu tür çözümlerin somut örnekleri zaten hastaların parmaklarının ucunda mevcuttur.
2. Pediatri (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları)
Bir bebeğin veya hamile annenin durumunu ve sağlığını değerlendirmek için çok sınırlı bir zaman penceresi vardır. Annenin ve çocuğun yaşamsal belirtilerini izleyen giyilebilir cihazlar, acil bir durumda müdahale etmenin annenin başvurusuna bağlı kalmamasını sağlayacaktır.
Biyoetik bağlamda tartışmalı olsa da, gen düzenleme tekniği CRISPR pediatri alanında yeni bir çığır açıyor. Teknolojideki ilerlemeler çoğu genetik durumu tedavi etmeyi bile vaat ediyor. Duchenne müsküler distrofisi gibi ciddi, güçten düşürücü durumlar, bebek daha doğmadan ana rahminde (in utero) bile tedavi edilebilir durumda. Tam genom dizileme tekniklerinin ucuzlaması ile pediatristler, çocukları teşhis etmek ve tedavi etmek için muazzam miktarda veriye erişebilirler. Çocukların semptomlarını değerlendirmenin, hekimin uzaktan desteğiyle ebeveynler için mümkün hale geldiği bir çağa giriyoruz.
3. Radyoloji
Derin öğrenme algoritmaları ve dar kapsamlı yapay zeka, sağlık bilimleri için tıbbi görüntüleme alanından girdi. Google’ın DeepMind’ı tarafından oluşturulan bir yapay zekanın meme kanserini tespit etmede radyologlardan daha iyi performans göstermesi gibi haberler birçok kişiyi panik moduna soktu. Bunlar hakkındaki söylemlerden, yapay zekanın yakında radyologların yerini alacağı fikrine kapıldılar. Yine de yapay zekanın onların işlerini güçlendireceğine ve onları pek çok monoton ve tekrarlayan görevden kurtaracağına inanıyorum. Radyologların geleceği, günde yüzlerce röntgeni kontrol etmekten çok daha heyecan verici olacak.
Örneğin IBM, radyoloji ve kardiyolojide klinik karar verme sürecine yardımcı olmak üzere Medical Sieve adlı bir algoritma başlattı. Bu yazılım saniyeler içinde yüzlerce radyoloji görüntüsünü tarayabiliyor. Yazılımlar malign (kötü huylu) bulguları kolayca tanıyabilirken, radyologlar daha karmaşık vakalarla ilgilenebilirler. Mayo Clinic Radyoloji Bilişim Laboratuvarı Direktörü Bradley Erickson, yapay zekanın 10 yıl içinde her şey hakkında ön radyoloji raporları oluşturmasının pek olası olmasa da, belirli alanlarda bunu yapma şansının oldukça yüksek olduğunu söyledi.
Radyoloji ayrıca yeni cihazlar şeklinde dijital sağlıktan da yararlanıyor. Gelişmiş cihazların taşınabilir versiyonları artık bilim kurgu fantezileri değil. Philips Lumify ve Clarius Taşınabilir Ultrason cihazları bunların iki harika örneğidir. Geçenlerde, dünyanın ilk mobil MRI tarayıcısı haberlere konu oldu. Sanıyorum ki, bu tür ilerlemeler, endişelenmek yerine radyoloji alanında uzman olmayı heyecan verici bir zaman haline getiriyor!
4. Göz Hastalıkları
3D baskılı dijital kontakt lensler, biyonik göz implantları, artırılmış gerçeklik: görme ve göz bakımının geleceği bilim kurgu tınılı yeniliklerle dolu.
Google ve Novartis glikoz ölçen kontakt lens projelerini durdurmuş olsalar da, oftalmolojide sabırsızlıkla beklenecek çok şey var. Retinal implantlar ve biyonik gözler halihazırda pazarda mevcut ve görme yetisini kaybedenlere görüşü geri kazandırıyor. Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (AMD) olan hastada ilk biyonik göz ameliyatı tamamlandı. Birkaç yıl sonra, deneysel tedavi amacıyla kullanılan bir sinir implantı sayesinde altı görme engelli kişi görüşlerinin bir kısmına kavuştu. İspanya’daki araştırmacılar başka bir beyin implantı ile toksik optik nöropatili bir hastada temel görme yetisini geri kazandırmayı başardılar.
Ayrıca, CRISPR oftalmoloji alanında da umut vaat ediyor. Kalıtsal körlüğe sahip hastalarda gen terapi yöntemlerinin kullanıldığı bildirildi. Bu teknolojiler hakkında kesin kanıtlar toplamamız yıllar alabilir, ancak ilerliyoruz. Bu tür çabalar, körlükten muzdarip milyonlarca kişiye umut veriyor.
Ek olarak, telefonun kamerasını kullanan ucuz, akıllı telefona bağlı sensörler ve uygulamalar, az gelişmiş bölgelerde bile göz muayenesine yardımcı olabilir. Personal Vision Tracker, uzağı veya yakını görememe ve astigmatizma dahil olmak üzere bir bireyin kırma durumunu ölçebiliyor.
5. Spor Hekimliği ve FTR
Aktivite takip cihazlarının ilk dalgası tamamen düzenli egzersiz yapan insanlara odaklanmıştı. Ancak spor hekimliğinin geleceği, sadece süslü grafiklerden çok daha fazlasını vaat ediyor. Profesyonel sporculara özel olarak tasarlanmış yeni nesil cihazlar piyasaya çıkıyor. Herhangi bir hareketteki hareket kalıpları ve kuvvet derecesi hakkında ayrıntılı bilgilerle, spor hekimleri sporcuların nasıl geliştiğini ölçmek için somut verilere sahip olacaklar.

Aslında giyilebilir cihazlar buzdağının sadece görünen kısmı. Dış iskeletler (exoskeletons), yani harici iskelet benzeri cihazlar insan vücudunu dışarıdan destekliyorlar. Böylece felçli hastaların rehabilitasyonuna yardımcı oluyorlar. En son gelişmeler, felçli hastaların dış iskeletleri kendi zihinleriyle kontrol etmelerine bile izin veriyor! Dış iskeletler ayrıca insanın kas gücünü artırabilirler, böylece hemşirelerin ve hasta bakıcıların yaşlı hastaları kaldırmasına veya cerrahların yorgunluğunun azaltılmasına yardımcı olabilir.
Ayrıca, Athletigen Technology Inc. adındaki şirket performansı, sağlığı ve güvenliği artırmak için sporcuların DNA bilgilerini topluyor. Bu genetik testler, sakatlanma riskinin artmasından beslenme gereksinimlerine kadar ek bilgiler ortaya çıkarabilir. Daha sonra bu sonuçlar, bir sporcunun antrenman planlarının ve beslenmelerinin buna göre ayarlamasına olanak tanıyacak.
6. Onkoloji
Onkoloji alanı, hassas tıp (precision medicine) ve hedefe yönelik tedavilerin yolunu açacak alanlardan. Onkologlar tedavileri halihazırda hastaların genetik geçmişine ve tümörlerinin moleküler yapısına göre özelleştirmeye başladılar bile. Bu teknolojiler ilk aşamada, kanseri yaşamı sona erdiren bir durumdan ziyade kronik bir hastalık haline getirmeyi amaçlıyor.
Genom dizileme ve kan biyobelirteçlerinin ölçülmesi tesltleri ucuzladıkça bu süreç hızlanıyor. Illumina‘nın yan kuruluşu olan GRAIL gibi şirketler sıvı biyopsiler (liquid biopsy) geliştiriyor. Bunlar, her tür kanseri çok erken bir aşamadan tespit edebilen kan testleridir. Hastadan sadece kan örneği alıyorsunuz, ve bu örnekte tümör hücresi veya belirteçlerini arıyorsunuz. Bu sayede, tümör hücrelerini kan örneklerinden izole edere, tümörleri daha yakından, daha erken ve daha az maliyetle tanıyabiliyorsunuz. Böylece, ameliyat gerekecek boyutlara ulaşmadan teşhis edebilir ve analiz edebilirsiniz.
IBM, Google ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin yanı sıra Macaristan merkezli Turbine gibi bazı girişimler (start-up), herhangi bir kanser türü veya hasta için kişiselleştirilmiş tedavileri geleneksel herhangi bir sağlık hizmetinden daha hızlı tasarlamak amacıyla yapay zeka çözümleri geliştiriyor. Philadelphia merkezli start-up Oncora Medical’ın yazılımı, operasyonları ve hasta sonuçlarını iyileştirmeye yardımcı olmak için onkoloji sonuç verileri ve görüntülerini derinlemesine öğrenme modeliyle analiz etmeyi amaçlıyor. Onkoloji alanında gelecekv vaadeden, mRNA kanser aşılarından, tümör hücreleriyle yerel olarak savaşan 3D baskılı akıllı implantlara; immünoterapi ilaçlarının tasarlanmasına yardımcı olan üretken yapay zekadan, kanseri tespit etmek için tüm genom dizileme testlerine kadar düzinelerce heyecan verici yeni teknoloji var.
7. Dermatoloji (Cilt Hastalıkları)
Cildimiz sağlığımız için bir turnusol kağıdı gibi. Zamanın geçişini, uyku miktarını veya stresin belirtilerini cildinizde görürsünüz. Birinin cildine ön değerlendirme yapılması için fiziksel olarak bir dermatoloğa başvurmasına gerek yok artık. Çünkü akıllı telefon uygulamaları bu hizmeti sunuyor. SkinVision, kullanıcıların şüpheli benlerini takip etmelerini sağlayan ve dermatolog muayenesi gerektiğinde bilgilendiren bir uygulama. Bu tür uygulamaların ulusal sağlık sistemiyle (e-Nabız gibi) nasıl çalışabileceğini hayal edin.
Bu çözümler herkes için bir kazan-kazan durumu aslında. Hastalar muayene için kalabalık kuyruklarda beklemek zorunda kalmazken, dermatologlar daha kolay vakalarla teletıp altyapısı üzerinden daha kısa sürede ilgilenebilirler.
Bu alan yapay zekanın yardımından da faydalanabilir. IBM’in melanom teşhisine yönelik makine öğrenimi yaklaşımının %76 doğruluk oranına ulaştığı bildirildi.
Dahası, yüksek teknoloji ürünü makineler de yardıma geliyor! 2017 yılında, New Jersey merkezli Canfield Scientific şirketi, ilk ticari Vectra WB360 tüm vücut cilt lezyonu haritalama sistemini kurdu. Tüm vücudun 360 derecelik taramasını yapabilir ve ciltteki tüm lezyonları tanımlayabilir durumda.
Peki ya dijital sağlık, gelecekte yanık yaralanması olan veya kalıcı cilt sorunları yaşayan insanlara nasıl yardımcı olabilir? Rensselaer Politeknik Enstitüsü bilim insanları, kan damarlarıyla tamamlanmış canlı cildi 3D olarak basmak için bir yöntem geliştiriyorlar! Bu atılım, yanık hastaları ve diyabetik ülserler veya basınç ülserleri gibi sorunları olan kişiler için çok önemli olacak.
8. Acil Tıp
Afetler veya tıbbi acil durumlar gibi zamanın çok önemli olduğu durumlar vardır. Bunlar acil müdahale gerektirir, bu nedenle bu Acil Tıbba hizmet etmeyi amaçlayan herhangi bir yenilik, acil duruma ulaşmak için gereken süreyi kısaltmalıdır. Yeni teknolojiler ortaya çıktıkça, hastaların bulunduğu yer giderek müdahalenin yapıldığı yer haline gelebilir. Aslında, ambulansları taşınabilir tanı cihazlarıyla donatmak şuan mümkün.
Elde taşınan cihazların ve sensörlerin geliştirilmesiyle, hastaları nerede olurlarsa olsunlar değerlendirmek de daha kolay olacaktır. Eric Topol isimli bir kardiyoloji uzmanı, bir keresinde uçaktayken yolculardan birinin göğüs ağrısı olduğunu fark etti. Topol, AliveCor tarafından üretilen FDA onaylı kılıf içindeki iPhone’una uzandı. Bu cihaz, kullanıcıların kalp atış hızını ve EKG’sini parmak uçlarından kaydedebiliyor. Topol, AliveCor kılıfını adamın göğsüne yerleştirdi ve bu da adamın kalp krizi geçirdiğini gösterdi. Uçak acil iniş yaptı ve yolcu hayatta kaldı. AliveCor veya Viatom Checkme Pro gibi taşınabilir tanı cihazları, hastaları işte bu şekilde müdahale noktası haline getiriyor.
Acil tıp ayrıca, tıbbi profesyonellerin tamamen hastaya odaklanabilmesini sağlamak için araçtaki personeli serbest bırakabilecek sürücüsüz ambulanslardan da yararlanıyor. Bazı hükümetler, acil servislerin yükünü hafifletmek için bu fikri şimdiden değerlendiriyor. Bu durum, arabaların müdahale alanına dönüştürülmesini hızlandırabilir.
Tıbbi dronlar, ilaçların, aşıların veya tıbbi yardımların taşınmasını hızlandırma konusunda büyük bir potansiyele sahipler. Peki ya kalp krizi geçiren insanlara otomatik harici defibrilatörleri (OED’ler) doğrudan ulaştıran dronlara ne dersiniz? Bu konu hakkında yazdığım yazıyı okuyabilirsiniz.
9. Gastroenteroloji
Tıbbın bu dalı sindirim sistemine ve bozukluklarına odaklanır, bu nedenle size yardımcı olmak için karnınızın içinde neler olup bittiğini gözleriyle görmek isterler. Yakın zamana kadar, mide veya gastrointestinal sistem boşluğuna bakmak çok zahmetliydi, ancak yeni nesil mide sensörleri ve küçük kameralar gelecekte çok yardımcı olacak.
Hekimler, bir hastaya sadece hap büyüklüğünde bir kamera yutturarak hastanın sindirim sisteminin içini görmenin bir yoluna sahip olsaydı nasıl olurdu? PillCam adı verilen yenilikle bu zaten mümkün. 1,5 milyondan fazla hasta, bu kapsül endoskopi denilen yöntemin faydalarını çoktan deneyimledi. Hekimler artık sedasyon (bayıltma) veya invaziv endoskopik prosedürler olmadan gastrointestinal sistem bozukluklarını izlemek ve teşhis etmek için kullanılan küçük, tek kullanımlık bir kapsülle ince bağırsağı, yemek borusunu ve kolonu görselleştirebiliyor.
Gıda tarayıcılarının gelişi, gastroenteroloji alanını başka bir noktaya taşıyor. Bu tür teknolojiler, özellikle gıda alerjisi veya diyet kısıtlamaları (gıda yasağı) olanlar için yararlı olabilecek gıdalar hakkında ayrıntılı bilgiler verebilir. Kanadalı TellSpec şirketi, yapay zeka tabanlı bir gıda analiz motoru sayesinde kullanıcıları belirli bileşenler ve makro besinler hakkında bilgilendirebilen elde taşınır bir gıda tarayıcısı üzerinde çalışıyor. Nima ise halihazırda taşınabilir glüten ve fıstık sensörlerine sahipti.
10. Kardiyoloji
Son zamanlarda, dijital sağlık teknolojilerinden oluşan bir dizi araç, kalp krizi, kalp yetmezliği veya diğer kardiyovasküler hastalıkları önlemek için kardiyolojideki geleneksel önleyici araçların arasına katıldı. Gelecekte minicik sensörler, dijital ikizler ve yapay zeka onların saflarını güçlendirebilir. Kardiyolojinin geleceği nasıl görünebilir?
Kardiyoloji zaten bazı teknolojik cihazlara sahiptir. Dijital stetoskoplar, en eski muayene aletini, 21. yüzyılın gereksinimlerini karşılayacak noktaya getiriyorlar. En son modeller, stetoskopları kablosuz bir EKG cihazıyla birleştiren “2’si 1 arada” modellerden oluşuyor. Ve tüm bunlarla, otomatik olarak üfürüm ve AFib (atriyal fibrilasyon) tespiti yapabiliyorlar.
Yapay zeka sadece kardiyovasküler hastalıkların sürekli izlenmesine ve önlenmesine yardımcı olmakla kalmamakta, aynı zamanda teşhis, kardiyak görüntüleme veya terapi seçimini de destekleyebilirler. Örneğin, Cardioexplorer, koroner arterlerdeki plakları (yağ birikintilerini) birçok standart prosedürden daha yüksek doğrulukla tespit eden ilk kanıta dayalı yapay zeka destekli test olma iddiasında. Üstelik non-invaziv.
Arterys’in yapay zeka destekli Cardiac MR Suite yazılımı, kardiyologların kalp içindeki kan akışını gerçek zamanlı olarak renk kodlarıyla işaretleyerek hastanın kalbini 4D olarak görmelerini sağlama iddiasında. Ancak tıbbi görüntüleri gerçeğe olabildiğince yakın göstermenin zirvesi, dijital ikiz konseptiyle daha mümkün. Örneğin Siemens Healthineers, kalbin bir dijital ikizini oluşturmak üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
Dijital sağlık devrimi aynı zamanda hastaların kalpleri hakkında daha önce hiç görülmemiş miktarda veriye sahip olmamız anlamına gelebilir. Nabız ve kalp hızı, Fitbit’ten Apple, Garmin veya Polar’a kadar her türlü fitness takipçisi ve giyilebilir cihaz tarafından ölçülen yaşamsal belirtilerdir. Temel bilgilerin ötesinde, çok sayıda şirket kronik kalp hastalıkları için taşınabilir tanı ve takip cihazlarını geliştirmeye çalışıyor.
11. Cerrahi
Cerrahi, gelecekte çok daha veri odaklı, robotik ve yapay zekalı ile çeşnilendirilmiş hale gelecek. Dijital sağlık, insanlar ve teknoloji arasında harika bir iş birliği sunuyor; bu da ameliyatların hassasiyet ve verimlilik seviyesini daha önce hiç görmediğimiz kadar yükseltebilir.
Dijital teknolojilerin ameliyat masasında yavaş yavaş yerlerini aldığına dair işaretler zaten var. Pazar analizlerine göre, cerrahi robotik endüstrisi patlama yapmak üzere. Küresel cerrahi robot pazarı büyüklüğünün hızla artacağı tahmin ediliyor. Halihazırda pazarda bulunan ve yaygın olarak bilinen cerrahi robot daVinci Cerrahi Sistemi’dir ve 15 yılı aşkın bir süre önce tanıtılmıştır. Büyütülmüş bir 3D yüksek çözünürlüklü görüş sistemine ve insan elinden çok daha fazla bükülen ve dönen minik bilekli uçlara sahiptir. Cerrah her zaman robotik sistemin %100 kontrolündedir; daha önce mümkün olduğu düşünülenden daha hassas operasyonlar gerçekleştirebilir.

Piyasada başka rakipler de var. CMR Surgical’ın yeni cerrahi robotu Versius yakın zamanda FDA’dan onay almıştı. Haberi Youtube sayfamda vermiştim. Google ise, yeni bir cerrahi robot sistemi oluşturmak için Johnson & Johnson ile bir ortaklık kurduğunu duyurdu. Cambridge Consultants’ın AXSIS robotu ise, da Vinci’nin büyük boyutu ve son derece ayrıntılı ve hassas dokularla çalışamaması gibi sınırlamalarını aşmayı hedefliyor. Ayrıca, Aquabeam, Musa ve Mako gibi isimler de son yıllarda sıkça duyulur hale geldi.
Artırılmış ve Kablosuz Ameliyatlar
Ameliyathanede VR/AR (Sanal Gerçeklik/Artırılmış Gerçeklik) kullanımı da yaygınlaşacak. Osso VR ve ImmersiveTouch gibi şirketler, cerrahları eğitmek ve/veya becerilerini geliştirmek için sanal gerçeklik çözümleri sunuyor ve bunların geleneksel eğitim yöntemlerinden daha iyi olduğu bildiriliyor.
5G ayrıca cerrahide radikal değişikliklere yol açacaktır. 5G ağlarını desteklemek için uygun internet altyapısı, daha geniş bant genişliği ve daha hızlı ve daha kararlı bağlantı sağlayacaktır. Hızlı, stabil ve gecikmesiz bağlantı tele cerrahi (uzaktan cerrahi) için olmazsa olmazlardır. Çinli bilim insanlarının bir hayvan üzerinde uzaktan ameliyat yapmak ve hatta 2000 km den fazla uzaklıktaki bir hasta üzerinde beyin ameliyatı gerçekleştirmek için 5G kullandıkları bildirildi! Dünyanın dört bir yanına dağılmış cerrahların uzmanlığını gerektiren karmaşık ameliyatlar için bu teknolojiyi kullanma potansiyelini hayal edin. Hastaları kurtarmak için uzaktan iş birliği yapabilecekler!
Bu ve daha fazla nedenden dolayı, cerrahların gelecek için çalışma yöntemlerini yeniden düşünmeleri ve dijital teknolojilerin mesleklerinin ayrılmaz parçaları olmasına izin vermeleri gerektiğine inanıyorum.
Tıbbi Uzmanlıkların Geleceği: Hastalara daha fazla zaman ve hastalıklara dair daha iyi klinik görü.
Sonuç olarak, önümüzdeki yıllarda birçok iş robotlar ve otomasyon tarafından devralınacak. Ancak özellikle tıpta harika fırsatlar da ortaya çıkacaktır. Hekimlerin yeni beceriler edinmeleri ve mevcut becerilerini geliştirmeleri gerekli. Birçok tıbbi uzmanlık dalında hastalara daha fazla zaman ayıracaklar ve hastalıklara dair daha iyi içgörülere sahip olacaklar. Bu nedenle, becerilerimizi geliştirmek ve kendimizi sağlık hizmetlerinin bu cesur ve gümbür gümbür gelen yeni dünyasında yeri doldurulamaz kılmak her birimizin elindedir.
Dr. Süleyman EROL

